10danSonra’sını Kurmaya Bugünden Başlamak

FacebookTwitterGoogle+

Bu yazı, yaklaşan seçimlere dair Müştereklerimiz içerisinde gerçekleşen kolektif tartışmaların ilk ürünüdür.

HDP’nin bizi bekleyen seçimlere parti olarak katılma kararı, sandık ile sokak arasındaki kısır döngüyü parçalamanın kimi olanaklarını sunuyor. Bu seçimde, Gezi sonrasında ilk defa seçim, “sokağı” soğuran bir engel değil, sokak muhalefetinin potansiyel ve gücünü arttıran bir kaldıraca dönüştürülebilir. İç güvenlik yasasının meclisteki görüşmeleri sırasında da tecrübe ettiğimiz gibi sokağın sesi, eylem biçimleri, coşkusu ve öfkesi bizi bekleyen Başkanlık, yeni anayasa, yeni eğitim, aile, beden politikaları tartışmalarında mecliste de yankılanabilir. Egemenlerin gündeminde yarıklar açılabilir.

Geçtiğimiz son iki yılda, birbiriyle tezat teşkil eden iki temel dinamiğin belirlediği bir siyasal alanla karşı karşıya olduğumuz söylenebilir. Bir yandan Gezi direnişiyle yaşanan kolektif “muktedirleşme” ya da özgüçlenme söz konusu. Sayıca geçmişle kıyaslanamayacak bir toplumsal kesimin kendi kendini örgütleme ve kolektif eyleme geçme kapasitesinde niteliksel bir artış olduğu görülebiliyor. Ancak “sokak siyasetinin” kazandığı bu popülerleşmeyle aynı anda, siyasetin devlet kurumları etrafında cereyan eden bir seçkinler arası mücadele, kapalı kapılar ardında dönen komplolar, istihbarat oyunları, gizli anlaşmalar bütünü olduğu algısı pekişiyor, yeniden güç kazanıyor.

Tam da bu ikilik nedeniyle, kurumsal siyasetin, yani elitler arası güç ve çıkar rekabetinin siyasetin olası tek biçim olduğu anlayışından kitlelerin kendi özgücüne ve eylemine dayanan devrimci bir siyasete doğru dönüşümü hedefliyoruz. Bizim için tayin edici olan, sermayeden, devletten ve patriyarkadan bağımsız alanları çoğaltmak, somut mücadele alanlarındaki değişik çoğul pratikleri biraraya getiren birleşik eylem zeminleri, müşterek alanlar ve anonim yanyana gelişler yaratmak.

Seçimden Ötesi: Sandık-Sokak İkiliğini Aşmak

Sözün özü, seçimlere dair herhangi bir yanılsama beslemiyoruz. Dahası seçimlerin çoğu zaman toplumsal mücadeleleri “sandıkta” kötünün iyisinin kim olduğuna, yani kime oy verilmesi gerektiğine indirgeyen bir boyutu olduğunu biliyoruz. Seçimi ve parlamentoyu siyasal eylemin ayrıcalıklı ya da esas alanı sayan anlayışın karşısındayız.

Sermaye iktidarının eski ya da yenilenmiş her versiyonunu şiddetle sarsan, düzeni besleyen meşruiyet kanallarını ortadan kaldıran yegâne güç ayaklanmalar, radikal toplumsal hareketler ve geniş sivil itaatsizlik eylemleri aracılığıyla elde ettiklerimiz ve bizzat kendisi de bir mücadele alanı olan hafızamızdır. AKP’nin iç çatlaklarını görünür hale getiren, onun iç tutumunu sarsarak göreli bir gerileyiş içerisine sokan sadece Gezi direnişi değil, Türkiye’nin dört bir yanında süren ve boy veren ekoloji mücadeleleri, erkek egemen her türlü saldırı karşısında hayatta kalmaktan daha fazlası için direnen kadınların mücadelesi,  taşeron ve güvencesiz çalışma koşullarının kaynayan kazanı ve elbette tüm bu mücadelelere müdahil olan ve daha fazlasını teşkil eden Kürt Özgürlük Hareketi’nin tetiklediği o muazzam sosyal hareketliliktir. Gezi direnişinin gösterdiği üzere, kolektif  özgürleşmenin tek kaynağı, kitle mücadeleleri ve direniş pratiklerinin deneyimidir. Bütün bunlar, “isyanla” malul olan hafıza-i beşerin bize güç veren kaynaklarıdır.

HDP, “sokaktaki” mücadelelerin, büyük bir sosyal hareketin ürünü bir parti olarak, bu hafızanın temel kaynaklarından biri. Yerleşik düzenin mevcut kural ve kurumlarını zorlayan, emekçi ve ezilenlerin taleplerini siyasal alana taşıyan, düzen dışı bir siyasal oluşum. Tam da bu nedenle HDP’nin bizi bekleyen seçimlere parti olarak katılma kararı, sandık ile sokak arasındaki kısır döngüyü parçalamanın kimi olanaklarını sunuyor. Tam da bu nedenle HDP’nin barajı geçmesi, seçim sonrası mücadeleler açısından bütün toplumsal muhalefet güçlerine muazzam bir alan açabilir.

Bu seçimde, Gezi sonrasında ilk defa seçim, “sokağı” soğuran bir engel değil, sokak muhalefetinin potansiyel ve gücünü arttıran bir kaldıraca dönüştürülebilir. İç güvenlik yasasının meclisteki görüşmeleri sırasında da tecrübe ettiğimiz gibi sokağın sesi, eylem biçimleri, coşkusu ve öfkesi bizi bekleyen Başkanlık, yeni anayasa, yeni eğitim, aile, beden politikaları tartışmalarında mecliste de yankılanabilir. Egemenlerin gündeminde yarıklar açılabilir.

HDP’nin seçim barajını yıkması sonucunda siyasal güç dengelerinde oluşacak değişimin toplumsal mücadele ve direnişlerin gelişimi için yeni kanallar açması ihtimalini önemsiyoruz. Bu ihtimal gerçekleşirse mevcut hâkimiyet ilişkilerinde “nefes almamızı” sağlayacak kısmi de olsa kimi çatlakların oluşacağı aşikâr. Bu olasılığı tam da parçası olduğumuz mücadelelerin akıbeti açısından, “sokağın” etki ve kapasitesinin güçlenmesi açısından önemsiyoruz. Bu nedenle de “sokak siyasetini” büyütmek için sandığa, HDP’ye işaret ediyoruz.

10danSonra’sını Kurmaya Bugünden Başlamak

Bulunduğu alanlarda halihazırda siyaset yapan gruplar ve bireyler, özerk/bağımsız bir seçim çalışması için yola koyuldu. 10danSonra Seçim İnisiyatifi’nde aşağıdan örgütlenen, komisyonlarla işleyen, demokratik ve anti-bürokratik bir kampanya süreci örülüyor. İlerleyen süreçte, inisiyatiflerin yerellere dağılması ve yerel forumların birbirleriyle temas halinde yerel kampanya süreçleri örgütlemesi hedefleniyor.

10danSonra Seçim İnisiyatifi’nde yer alan ve müşterekler siyasetini inşa etmek için emek veren bizler, seçim siyasetinin formalizmine sıkışmayan, sosyal ve siyasal talepleri dile getiren bir kampanya sürecini gerekli görüyor ve önemsiyoruz. Sosyal bir hareket olarak örgütlenen, seçimin yarattığı siyasallaşmayı sokaktaki mücadelenin dolayımından geçirerek yaygınlaştıran bir kampanyayı hep birlikte mümkün kılmaya çalışıyoruz. Sadece 7 Haziran’a odaklanmayan, sandığı bir mihenk taşı ya da seçimi bir dönüm noktası olarak almayan, siyasi yapı temsiliyetini değil birey hukukunu esas alan, 10danSonra’sını bugünden kurmaya soyunan bir kampanya süreci inşa etmenin gereğine inanıyoruz. Sokakta sürdürdüğümüz mücadelenin meclise taşınması, meclisin kapısının sokağa açılması amacıyla, farklı siyasetlerden birey ve gruplarla ortak zeminler inşa ederek birlikte hareket etmek arzusuyla, hayal ettiğimiz yaşamı, bugün ve burada kurma çabasıyla yola çıkıyoruz.

Buradayız, olduğumuz yerde, kendi sokağımızda, ormanımızda, okulumuzda, meydanımızda, işyerimizde, kendi bedenimiz içinde; cüret ediyoruz her zamanki gibi. Duvarınız, iş makinanız, polisiniz, adamınız, yasağınız, yasanız nasıl vız geldiyse, o barajınız da, başkanınız da vız gelir bize!

Sorumluluğumuz sandıktan büyük.