Adaletiniz Su Kaçırıyor!

FacebookTwitterGoogle+

img-8587

Geç gelen adaletiniz bir müşterek alanımızı daha yok etti. Yangından mal kaçırırcasına yaptığınız AVM inşaatı, Emek Sinemasız bırakırken şehri, mahkemeniz “yürütmeyi durdurma” kararı verdi. Günün sonunda kanıtlandı mücadelemizin meşruluğu. Lakin biz zaten biliyorduk haklı olduğumuzu, “hukuk sistemi” diye karşımıza çıkardığınız labirentlere ihtiyacımız var mıydı sanıyorsunuz? Anlaşılmadıysa bir kez daha tekrar edelim: “Emek bizim, İstanbul bizim!”

Haklı olduğumuzu bilmekle yetinelim istiyorsunuz ya, oynadığınız “geç gelen adalet” oyununu görüyor ve arttırıyoruz.

Biz zaten bildiğimiz bir şeyin teyidine ihtiyaç duymadan; Emek’imizi, vadimizi, deremizi, meralarımızı, zeytinimizi… Yani tüm hayatı istiyoruz. Bu yüzden direniyoruz.

Emek’te oynadığınız oyun hani şu “yürütmeyi durdurma” kararı açıklanmadan saatler önce yok ettiğiniz zeytinliklerden, Yırca’dan tanıdık bize. Dersim Peri Suyu’ndan, mahkemeleriniz “dursun” derken, devam ettiğiniz baraj inşaatı nedeniyle terk etmek zorunda kaldığımız köylerimizden, meralarımızdan biliyoruz bu oyunu. Antalya Alakır’da da sürdürdünüz mahkeme kararlarına rağmen “hukuksuz” HES inşaatını.

Bir de şu ÇED oyunlarınız var: En son Sivas Bakırtepe’de oynadınız hani. Mahkemeniz “ÇED iptal” dedikten beş gün sonra yenisine onay verdi Bakanlığınız.

İmza taklit ederek mi yapacaksınız nükleeri?

Biz bunların hepsine karşı tek vücut olduk direndik; boğazımıza vurduğunuz kelepçeyi her gün daha da sıkarken siz. İş makinelerinin önüne yattık, yolları kapattık, şantiyelerinize girdik, hatırlarsınız; bir parkı ve meydanı işgal ettik günlerce. Sorgulayamadınız, yargılayamadınız haklılığımızı. Her denediğinizde daha da komikleşti mahkemeleriniz, hukuk sisteminiz ve yasalarınız. Vazgeçmediniz.  Yeni yasalar, yeni mahkemelerle dikildiniz karşımıza ama hangi yasa durabilir müşterekleri için direnenlerin karşısında?

Sermayenin aklı tüm sosyal ilişkilere egemen olurken biz hep “hayır” dedik.

“Emek’i yıkıp yerine AVM yapamazsın!”

“Bakırtepe’nin büyüsünü siyanürünle zehirleyemezsin”

“Peri’nin suyunu hapsedip beni köyümden edemezsin”

“Zeytinlerimi kesemezsin”

Haklılığı, sizin hukuk labirentlerinizde bile buldu yolunu; bin kere, yüz bin kere kanıtladı bu “hayır” ne kadar güçlü, ne denli doğru olduğunu.

Direnerek kuruyoruz başka bir dünyayı ve siz bunu çok iyi biliyorsunuz. O yüzden “hukuk”unuz gecikiyor, “adalet”iniz vicdan sızlatıyor. En büyük “adalet sarayı”nı yapıp akıtan yerlerine çözümü sağa sola kovalar koymakta buluyorsunuz ya, bizim inşa ettiklerimize karşı silahlarınız da işte o kadar sakil görünüyor buradan. Mahkemeleriniz güldürüyor bayağıdır bizi ve güçlendiriyor. Adaletiniz de saraylarınız gibi akıtıyor. Biz o kendi yarattığımız çatlaklardan damla damla sızıyoruz ve her gün daha kalabalıklaşıyoruz.

Biliyoruz! Bizim emeğimizi çalarak, doğamızı yok ederek, ortak olana el koyarak yarattığınız servete karşı direniş haktır, adil olandır. Bakırtepe’de ÇED oyunlarınıza çok güldük. Emek’te yaptıklarınıza çok öfkelendik. Yırca’daki zeytin ağaçlarına beraber ağladık. Taleplerimiz müşterek, duygularımız ortak!

Vicdan biziz, Bakırtepe’de madene, Beyoğlu’nda AVM’ye, Dersim’de baraja, Alakır’da HES’e, Yırca’da termiğe direnenleriz, adalet biziz.

Kültürel miras, ortak alanlar, dereler, vadiler için direniş kendi hukukunu inşa etti, ediyor.

Korkuyorsunuz, korkun!

Haklı olduğunuz tek şey o korku.

O korkuyu büyüttükçe biz güçleniyor, sizse kaybetmeye daha çok yaklaşıyorsunuz.