Yazar arşivleri: mustereklerimiz

Bahçe sadece bir bahçe midir? Kent bahçeleri, kent bostanları, müşterek alanlar

FacebookTwitterGoogle+

Olcay Bingöl

İsmi her yerde farklılık gösteriyor. Kimi yerde ‘mahalle bahçeleri’, kimindeyse ‘kent bahçeleri’, ‘dayanışma bahçeleri’ veya ‘kolektif bahçeler’ diyoruz. Ama hepsinin ortak noktası aynı: Kent içinde, kent sınırında, kent dışında var olan parkların, yol kenarlarının ve özel veya kamuya ait boş arsaların, alanların komşular arası dayanışma, dostluk, ortaklaşma, paylaşım ile ekilmesi, dikilmesi, ürünlerin hasat edilmesi ve sonunda bireysel veya komünal bir yeme etkinliğinin gerçekleşmesi – convivium.

Untitled
Okumaya devam et

Hiç güvenlik: Bize yeni bir hukuk lazım!

FacebookTwitterGoogle+

bombalara karşı sofralar iç güvenlikHalen tartışılmakta olan İç Güvenlik Yasa Tasarısı mecliste “bu daha başlangıç mücadeleye devam” sloganları attırdı, 237 kez kürsüde “kahrolsun faşizm” dedirttirdi. Politik, ideolojik ve tarihsel nedenlerle asla bir araya gelmeyen parti gruplarını karşıtlığında birleştirdi. Sırf bu göstergeler bile yaşamın nasıl bir tehlike altında olduğunu ispatlıyor.

Okumaya devam et

Amsterdam Üniversitesi İşgali Üzerine: “İşgal Et, Engelle! Bu Politikalar Sökmez Bize!”

FacebookTwitterGoogle+

Aylin Kuryel

bianet sitesinde yayınlanmıştır.

Amsterdam Üniversitesi’nde (UvA), şubat ortasından beri oldukça görünür hale gelmiş, içine farklı grupları alarak büyüyen ve başka şehirlere sıçrayarak yeni bir momentum yaratan bir mücadele sürmekte. Özgür eğitim için verilen bu mücadeleyi üniversite genelinde gerçekleşen, fakat şaşırtıcı olmayan bir şekilde en çok Beşeri Bilimler Fakültesi’ni etkileyen bütçe kısıntılarının ve üniversite yönetim kurulu (CvB) tarafından birkaç ay önce açıklanmış “Profiel 2016” planının tetiklediği söylenebilir. Üniversitenin öğrenci ve çalışan gibi asli unsurlarına danışılmadan kurgulanan bu tepeden inme plan, üniversite içinde merkezileşen güç ilişkileri ve üniversitenin piyasaya bağımlı olması gibi problemleri derinleştiriyor. Okumaya devam et

Malumun ilanı

FacebookTwitterGoogle+

Hükümet çok korkuyor. İktidarı süresince gittikçe büyüttüğü bu korku artık anlaşıldı ki sadece Kürt direnişinden ya da ‘teröristler’ diye karaladığı mücadeleden değil. Türkiye’nin her köşesinde patlak veren isyanlardan ve her türlü demokratik muhalefet yönteminden korkuyor artık. Üstelik bildiği tek siyasi manipülasyon aracı olan temsili ve çoğunlukçu demokrasinin (daha doğrusu 12 senelik iktidarı boyunca kendi çıkarlarına göre çarpıttıktan sonra geriye her ne kaldıysa) iskeleti çatırdamaya başladı. Okumaya devam et

‘Dünyada Mekan’ Talebinin Maddi Temelleri Üzerinden Müşterek Alanın Tarifi

FacebookTwitterGoogle+

Müştereklerimiz çağrısıyla çeşitli grup ve bireylerin düzenlediği Müşterekler Siyaseti forumları devam ediyor. “Beyaz Yakalılar DÜNYADA MEKAN Arıyor” başlıklı forumun ikinci ayağı “Nasıl Bir Mekan?” gündemiyle 28 Şubat Cumartesi 14:00’da İTÜ Taşkışla Kampüsü’nde gerçekleşecek. Forum öncesinde, Umud Dalgıç’ın ilk forumda yaptığı sunumu yayınlıyoruz.

Müşterekler Siyaseti forum serisinin ‘Beraber Kuruyoruz: Ortaklaşan Toplumsal Hareketler’ başlıklı ilk forumu sırasında en sık dile getirilen sorun, öznelerin yan yana gelebileceği alanların daralmasıydı. İş yerinde, kamusal alanda, şehirde, üniversitede yan yana gelebileceğimiz, sosyalleşebileceğimiz mekanların ortadan kalkması, dolayısıyla mücadeleyi inşa edecek bireylerin temas olanaklarının azalmış olması forumun en belirgin sonuçlarından biriydi. Okumaya devam et

“Dünyada Mekân” Forumuna Dünyadan Birkaç Örnek – Özlem İlyas

FacebookTwitterGoogle+

DSC_0048

Müştereklerimiz çağrısıyla 11 Ocak’ta gerçekleştirilen “Beyaz Yakalılar Dünyada Mekân Arıyor!” forumunun ardından, hazırlık grubunda devam eden tartışmalar Dünyada Mekan blogu üzerinden takip edilebilir. Bu blogda yayınlanan ve Özlem İlyas’ın kaleme aldığı aşağıdaki yazıyı, 28 Şubat Cumartesi gerçekleşecek ve “Nasıl Bir Mekan?” sorusunun ele alınacağı ikinci forum öncesinde yayınlıyoruz.

Bu yazıda 11 Ocak’ta ilki düzenlenen “Beyaz Yakalılar Dünyada Mekân Arıyor!” forumuna katkı sağlamak üzere mekân ve freelance örgütlenmelerine dair birkaç örneğe değineceğiz. Bu örneklerin yeni soru ve tartışmalara vesile olmasını umuyoruz. Mekân meselesine freelance çalışanların cephesinden baktığımızda, öncelikli meselelerden birinin işyerinin parçalanmış olması olduğunu söyleyebiliriz. Yani freelance çalışmanın sadece güvencesiz ve esnek çalışmak demek olmadığını, aynı zamanda ilişki kurulan bir mekânı kaybetmek demek olduğunu söyleyebiliriz. Dahası, üretimin toplumsal bir süreç olduğu da hesaba katılırsa, kendi meslektaşlarımızdan ya da fikir alışverişinde bulunabileceğimiz insanlardan uzak, izole bir biçimde üretmek durumunda kaldığımızda, üretkenliğimize ve yaratıcılığımıza da ket vuruluyor. Öte yandan, işyerini bir “kayıp” olarak görmenin de sorunlu bir yanı var elbette. Zira o “kaybettiğimiz” işyeri, türlü türlü disipline edici mekanizmaların, gözetim mekanizmalarının üzerimizde denendiği, uygulandığı bir yer de aynı zamanda. O yüzden mekânı düşünürken kaybettiğimiz işyerimizi geri istiyoruz düşüncesiyle değil, başka nasıl üretip ilişkilenebiliriz sorusuyla tartışmak faydalı olabilir.

Okumaya devam et

FORUM: BEYAZ YAKALILAR DÜNYADA MEKAN ARIYOR -2 “Nasıl bir mekan?”

FacebookTwitterGoogle+

Beyaz yakalılar, freelance çalışanlar bir araya geliyoruz… Zamanın yavaşladığı, mekanın ferahladığı, kolektif, dayanışmacı mekanları beraber hayal ediyoruz.

dunyadamekan2afis-internetlik

Dayanışmayı büyütecek, örgütlenmeye katkıda bulunacak ve emek mücadelesindeki konumumuzu güçlendirecek bir mekan nasıl olur, diye konuşarak yola çıktık. Bu amaçla 11 Ocak 2015’te, beyaz yakalı ve freelance çalışanlar olarak toplandık ve tartıştık. Buradan çıkan bir hazırlık grubu tartışmayı genişletmek, forumda ortaya atılan soruları ve yenilerini işlemek için sorumluluk aldı ve şimdi bir devam forumu organize ediyor.

Forumun ilk bölümünde, mekanda örülen dayanışmanın mücadeleye nasıl güç katacağını, mekanın prensiplerinin neler olacağını tartışacağız. İkinci bölümdeyse, mekanın kullanımını ve kullanıcılarını, pratikte nasıl işleyeceğini, giderlerinin nasıl karşılanacağını ele alacağız. Ayrıca Türkiye ve diğer ülkelerden farklı mekan deneyimlerinden bize kalanları masaya yatıracağız. Sorular çok, cevapları da beraber düşünelim!

Bu forum, Müşterekler’in çağrısıyla çeşitli kurumlardan ve/veya bireysel olarak yan yana gelmiş beyaz yakalı ve freelance çalışanlar tarafından düzenlenmektedir.

Yer-Saat 28 Şubat 2015: Cumartesi, 14:00
İTÜ Mimarlık Fakültesi, 127 Numaralı Konferans Salonu, Taşkışla/Taksim

 

İç Güvenlik Paketi Kent ve Ekoloji Mücadelelerini Neden İlgilendiriyor?

FacebookTwitterGoogle+

ic guvenlik donu

Ekoloji Kolektifi – 19 Şubat 2015
Yazının orijinal kaynağına ulaşmak için tıklayın.

Mülksüzleşmeyi hızlandıracak, kent ve doğa savunmasını etkisizleştirecek

Bu hafta TBMM Genel Kuruluna sunulan İç Güvenlik Paketi yasa tasarısı kamuoyunda polise tanıyacağı yeni yetkilerle, daha doğrusu kolluk yetkilerini muğlaklaştırarak toplum üzerindeki güvenlik baskısını yükselteceği için tepki uyandırıyor. Ancak Paketin sonuçları bundan ibaret olmayacak; Paket kabul edildiği takdirde, ekoloji ve kent hareketi mücadelelerini de kökünden baltalayacak. Giderek şiddetlenen mülksüzleştirme dalgası ve İç Güvenlik Paketi arasındaki bağı görünür kılmak ve pakete bu bağlamda da yüksek bir sesle karşı çıkmak gerekiyor. Okumaya devam et

Hanımın Çiftliğinden Gıdayı Müşterekleştirmeye

FacebookTwitterGoogle+

Food_Commons_table Small

Beraber Kuruyoruz: Ortaklaşan Toplumsal Hareketler/Müşterekler Siyaseti forum serisinin üçüncüsü “Gıda Müşterektir! Topraktan Sofraya Örgütlenelim!” başlığıyla 22 Şubat’ta Mimar Sinan Güzel Sanatlar Fakültesi Fındıklı Kampüsü’nde gerçekleşecek. Forum öncesinde, gıda müşterekleri ile ilgili Bengi Akbulut’un yazısını yayınlıyoruz. Yazıyı PDF olarak indirmek için tıklayın.

Marx, piyasanın toplumsal ilişkileri nasıl örtülediğine dikkat çekmek için meta fetişizmi kavramını kullanır. Piyasa esasen insanlar ve sınıflar arasındaki ilişkileri “şeyler” arasında – metalar ve onların fiyatları – arasında bir ilişkiymiş gibi temsil eder. Yani piyasa dolayımıyla önümüze meta olarak gelen varlıkların bu biçimlerinin altında, üretimlerinin içerdiği insanlar ve sınıflar arasındaki, sömürüye dayalı ilişkiler yatmaktadır. David Harvey (1990) bu kavramdan hareketle gıda meselesini sorunsallaştırır ve kapitalizmin gıdanın nerede ve ne şekilde üretildiğini, gıdanın üretim süreçlerine içkin mekânsal-toplumsal ilişkileri sakladığından bahseder. [i] Tabağımızdaki yemeğin malzemelerinin kimin tarafından, ne şekilde üretildiğinden çoğu kez bihaberizdir: Kimbilir hangi tarım işçisinin teriyle, hangi dayıbaşının gözetimi altında, hangi endüstriyel gübre veya ilaçla üretilmiştir?

Okumaya devam et

Gıda Müşterektir! Topraktan Sofraya Örgütlenelim!

Gıda Müşterektir! Topraktan Sofraya Örgütlenelim!

FacebookTwitterGoogle+

Müştereklerimiz Forumları: Beraber Kuruyoruz: Ortaklaşan Toplumsal Hareketler/Müşterekler Siyaseti forum serisi “Gıda Müşterektir! Topraktan Sofraya Örgütlenelim!” başlığıyla devam ediyor. 22 Şubat’ta Mimar Sinan Güzel Sanatlar Fakültesi Fındıklı Kampüsü’nde buluşuyoruz.

Varlığımızı yeniden üretmemizin en önemli elemanı gıdanın üretimi, dolaşımı ve tüketiminde bize dayatılan sisteme karşı sesimizi yükseltiyoruz: Gıda müşterektir!

Gıda üzerinden el konulan hayatlarımızı, ürünlerimizi, bedenlerimizi geri alırken mevcut gıda rejiminin alternatiflerini kurmak, yeni ilişkiler tasarlamak istiyoruz: Gelin öyleyse gıdayı müşterekleştirelim! Okumaya devam et