Bu birlikteliği siz yarattınız. Teşekkür ederiz!

FacebookTwitterGoogle+

Bizler hiçbir pazarlığın içinde değiliz. Pazarlık konusu olarak adlandırılan talepler, ekosistemin bir parçası olan bizlerin iktidarın üstümüzde kurmak istediği diktatoryal yönetim anlayışının karşısında en temel demokratik haklarımız, vazgeçilmez şartlarımızdır.
Gezi parkı, Taksim meydanı, Beyoğlu, İstanbul ve tüm Türkiye üzerinde uygulanmaya çalışılan yapısal dönüşümün tarihi, çevreyi ve kültürü korumadığı, 3. köprü projesiyle birlikte yok edilen ve edilecek olan milyonlarca ağaçta, tüp geçit projesiyle birlikte yok edilen ve edilmekte olan 8 bin yıllık uygarlık buluntularında, başta Emek olmak üzere Beyoğlu’nda yok edilen bütün değerlerimizde görülebilir. Diğer yandan, tarihe meraklı olanların akılda tutması gereklidir ki bahsi geçen o meşhur Topçu kışlası zamanının Ermeni mezarlığı yok edilerek inşa edilmiştir.
Hareketimizi salt AKP karşıtlığına indirgemek isteyen AKP’nin ta kendisidir! O çok savundukları tarihi İstanbul silüetine dahi sahip çıkamayan AKP siyasi beceriksizliğiyle bu öfkenin hedefi olmuştur. Biz hareketimizin uluslararası niteliğini reddetmiyoruz. Aksine, saldırının globalleştiği dünyada direnişin de enternasyonalist bir hal aldığını ve bunun bir parçası olduğumuzu ilan ediyoruz. Taksim meydanı deneyimi Atina’daki Sintagma’dan, Madrid’teki Puerto del Sol’den yahut Mısır’daki Tahrir’den ayrı düşünülemez. Hareketimizin küresel niteliği ancak bütün kamusal değerlerimizi özelleştirme kisvesi altında çok uluslu şirketlere satanları şaşırtabilir.
Vaadleriniz, varolan bir şeyi korumak adınaysa burada varolanın ağaçların üzerindeki kuş yuvaları olduğunu, o ağaçların altında öpüşen, kucaklaşan insanlar olduğunu, varolanın hayatımız olduğunu hatırlatırız.
Hukuksa hukuk! Sulukule’de de tüm davaları kazandık ancak mahallemizi yine de yıktınız. SGK’nın malı olan Emek sinemasının yıkımını defalarca durdurduk, kendi hukuğunuzun işlemesine dahi izin vermediniz. Şimdi de Gezi parkıyla ilgili mahkemenin tayin ettiği bilirkişi raporlarını görmezden geliyorsunuz. Hukuk kavramını devletin halkın üzerinde zor kullanma tekelinden ibaret zannediyorsanız: Evet! Bu hukuğu fiilen çiğniyoruz.
En temel insan faaliyetleri olan yürümeyi, uyumayı, sosyalleşmeyi ve fikrini ifade etmeyi dahi nasıl, nerede ve hangi ölçüde yapacağımıza karar vermeye çalışarak diktatöryal emellerinizi ifşa etmektesiniz.
Gezi parkındaki ağaçları, kuşları, yaşamı korumak için bedenlerini ortaya koyanlara katliama varan sertlikte bir polis şiddetiyle saldırarak bu birlikteliği siz yarattınız. Teşekkür ederiz!

Mağrurlanma sayın başbakan senden büyük halk var!
08.06.2013
mustereklerimiz