Marmara için İsyan Vakti!

FacebookTwitterGoogle+

Geçen yazı kentin muhtelif üst geçitlerinde kocaman harflerle “yılda bilmem kaç milyon ton su tasarruf etmek sizin elinizde” yazan tabelalara bakarak geçirdik, susuz kalacağımız günlerin yakın olduğu korkusuyla. Ancak tabelaların asıl marifeti içimize saldığı korkuda değil, neyi sakladıklarında: Mega projeler arka arkaya dizilmiş kentin su havzalarının canına okurken, kent içi ormanlık alanlar inşaat şantiyelerine dönüşürken, billboardların diş fırçalarken akan musluğu kapatmayı çözüm olarak sunmaya çalışması el çabukluğundan fazlası. Azalan suyun sorumluluk faturası, aciliyet-felaket kıskacında bize ihale ediliyor yeniden: vatandaş, duş alırken oyalanma!

Nasıl ki İstanbul’un “su sorunu” herkesin aynı şekilde yaşadığı, aynı şekilde yarattığı bir sorun değildi, çitleme ve yıkım üzerinde yükselen her projenin ağızlara sakız olmuş açıklaması “büyüme ihtiyacı” da hepimizin değil elbette. Türkiye’nin “mucizevi” büyüme oranların altında, inşaat ve enerji projelerinin lokomotifliğinde tüm ortak varlık ve yaşam alanlarının talanı ve yıkımı, aynı projelerde yitip gitmiş binlerce işçinin kanı var. Büyüyen Türkiye; vadilere, köylere çöreklenen felaketler, inşaatlara ve madenlere kurban edilen zeytinlikler, tarımdan sürgün edilip madenlerde mahsur kalan emekçiler, toprağını, suyunu savunurken darp edilen köylüler demek. Egemenlerin istikrar diye yutturmaya çalıştıkları kazma vurulmayan, şantiyeye çevrilmeyen alan kalmaması, güvencesiz çalışma koşullarının sorgulanmaması…

Meselenin salt İstanbul’un meselesi olmaktan çıktığı çoktandır aşikar. İstanbul’a biçilen finans merkezi-emlak cenneti rolünün etrafına kondurulan “altın halenin” bir ucu Kuzey Marmara otoyolundan geçip üçüncü köprüyle boğazımızı sıkarken, Gelibolu-Lapseki arasına yapılacak köprü, Marmara’yı çepeçevre saracak otobanlar, Güney Marmara ve Trakya’ya çöreklenecek sayısız rant projesi de kelepçeyi daraltıyor. Senaryo fazlasıyla tanıdık: değişen ÇED yönetmeliğinin, zeytinlik yasasının, imar planlarının hukukiliği kisvesi altında, kıyıların yapılaşmaya açılması, maden ve enerji projelerinin Marmara’da pıtrak gibi türemesi, bacasız sanayi turizmin kim bilir kaç kişiyi yaşam alanından etmesi, tarım alanlarının ve doğanın yağmasının yepyeni yollarının keşfi tesadüf değil. Çünkü büyüyoruz dostlar, rahat olun.

Tılsımlı kelime büyüme ise, soralım: Kimin büyüyen kârı bizi yaşamımızdan ediyor, kimin büyümesinin ceremesi boynumuzda? İstikrar ise bizi kurtaracak, istikrarla mücadele ediyoruz: zeytinliğini savunan köylülerin ateşini, maden emekçilerinin nefesini, dönüşüm projelerinin yerinden ettiği kentlilerin sesini, kıyılarını, ormanlarını, sularını, vadilerini savunanların haykırışını kendimizinkine ekleyerek. Tüm hayatımızı yatırım yapılacak bir alana, olmadı pazarlanacak bir metaya çevirenlerden yaşam hakkımızı, ortak varlıklarımızı geri almak için, İğneada’dan, Istrancalar’dan, Çanakkale’den, Körfez’den, Sakarya’dan, Sapanca’dan, Bursa’dan, Marmara’nın dört köşesinden gelen dostlarımızla 28 Aralık’ta Kadıköy’de Marmara Kent ve Doğa Mitinginde buluşuyoruz.

Her yerde direnişteyiz! Beraber özgürleşeceğiz!

28AralikMustereklerSaatli_kocaman