Seçimlerde destek ve eleştiri

FacebookTwitterGoogle+

Barış Yıldırım

Selahattin Demirtaş’ın AKP ile koalisyon olasılığına dair son sözlerinin dikkate alınması gerekiyor.

Eşbaşkan, 22 Nisan tarihli bir TV programında, AKP ile koalisyon yapıp yapmayacaklarına ilişkin soruya şöyle cevap verdi: “Bu da 7 Haziran’dan sonra konuşulacak bir şey doğrusu. Biz Türkiye’yi kaosa, istikrarsızlığa sürüklemek için seçime girmiyoruz. (…) Seçim sonrası koalisyon ihtimali ortaya çıkarsa ilkelerimiz neticesinde kurulacak bir hükümete dışarıdan – içeriden destek verebiliriz.”[1]

Görebildiğimiz kadarıyla bu açıklama, Kürt özgürlük hareketinin yayın organlarında hiç yer bulmadı. Dahası, birkaç gün sonra Eşbaşkan Figen Yüksekdağ koalisyon iddiasını iftira olarak niteledi ve şu açıklaması ilgili yayınlarda yer aldı: “Bizim AKP’yle koalisyona ihtiyacımız yok. (…) Bize AKP iftirası atanlar diz çökecek.”[2] (Hatta DİHA açıklamayı şöyle verdi: “Yüksekdağ, HDP’ye desteği engellemek amacıyla ortaya atılan ‘AKP’yle koalisyon yapacaklar’ şeklindeki iddialara, ‘Biz en büyük koalisyonu halklarımızla yaptık’ diyerek cevap verdi.”)

Nitekim Demirtaş da 26 Nisan’daki söyleşisinde şöyle bir revizyona gitti: “Çözüm süreci asıl HDP’ye bağlıdır, AKP’siz yürüyebilir. Parlamento AKP’siz bir iktidar çıkarırsa süreci yürütmek zannedildiği kadar zor olmayabilir. Ama HDP’siz bir süreç olamaz.”[3] Ardından da Mustafa Karasu, 28 Nisan’da yayımlanan son yazısında, AKP için “soykırımcı tekçi zihniyetin yeni sahibi”, Erdoğan için ise “şovenist” ifadelerini kullandı.[4] Dolayısıyla gelinen noktada, AKP ile koalisyon ihtimalinin HDP’nin gündeminde olmadığı sonucuna varılabilir.

Demirtaş’ın ilk açıklaması kimi sol çevrelerde HDP’nin yanlış bir yolda olduğunun emaresi olarak görüldü; bu iddia seçim çalışmalarında da sürekli karşımıza çıktığı için ele alınmayı hak ediyor.

Bağımsız ama aktif destek

HDP’nin radikal demokrat bir programa sahip, heterojen bir yapı olduğu ve içinde farklı eğilimler olduğu başından beri biliniyor. Aynı şekilde, bir ulusal kurtuluş hareketi olan Kürt özgürlük hareketi de, doğası itibariyle, heterojen unsurlar içeriyor.

Bu durumun gayet de bilincinde olan çeşitli HDP dışı çevreler, 7 Haziran seçimlerinde partiyi desteklemek için bağımsız seçim inisiyatifleri kurdu. Bu inisiyatifler örneğin HDP’de adayların belirlenmesinin daha demokratik bir biçimde gerçekleşebileceğinin, diyelim Dengir Mir Fırat veya Celal Doğan yerine -Nazan Üstündağ’ın vurguladığı gibi- mahalle meclisleri veya diğer toplumsal hareketlerin temsilcilerine daha fazla yer verilebileceğinin farkındaydı.[5] Ancak eleştirilerine rağmen, bağımsız inisiyatifler HDP’yi desteklemekte tereddüt etmedi.

Nedeni apaçık. Başkanlık rejiminin engellenmesi gereği ortadayken, ve bunu Meclis nezdinde engelleyebilecek yegane güç olan HDP gün be gün saldırılara maruz kalırken, yapılacak şey elbette HDP’ye destek olmak. Burada bağımsız, ancak aktif bir destekten bahsediyoruz; lafta destekten değil.

Örneğin bu inisiyatiflerden 10danSonra, bağımsız aktivistler ve Gezi Direnişi sonrası hayat bulan mahalle dayanışmalarında yer almış birey ve çevreler tarafından kuruldu. Tepeden değil aşağıdan örülecek bir seçim kampanyasını önüne koydu, yerellere bu açıdan önemli ölçüde özerklik tanıdı. 10danSonra başkanlık rejimine karşı çıkarken, aynı zamanda kadın, emek, kent gibi mevcut mücadele alanlarına dair sözü de büyütüyor. Dahası pratik kampanya sürecinde HDP’li aktivistlerle yerellerdeki temas da gelişiyor. Zira partiye yönelik eleştirilerimiz bir yana, HDP, kadın mücadelesinden iş cinayetlerine, Ermeni Soykırımı’nın tanınmasından LGBTİ haklarına, pek çok alanda, gerçek anlamda nefes aldırıyor.

Seçimden sonra olur da HDP liderliğinin bir kısmı AKP ile koalisyon olasılığını dile getirirse, bizim buna yönelik itirazımızın ciddiye alınmasının şartı bugün, şimdi, HDP’nin barajı yıkma çabasına destek olmak, HDP’li dostlarımızla somut bir dayanışma gerçekleştirmek. Her gün bir HDP masası, bürosu, yürüyüşü saldırıya uğrarken bu aktif desteği sergilemezsek, seçimden sonra söyleyeceğimiz sözün dikkate alınmasını da bekleyemeyiz.

Öte yandan HDP’ye yönelik bağımsız kampanyaların, gözü kapalı bir destek ihtiva ettiğini de söylemiyoruz. Elbette her siyasi oluşum gibi HDP de eleştirilebilir. Fakat burada söz konusu olan HDP’yi eleştirme hakkımızı “saklı” tutmak ya da bir koalisyon ihtimaline şerh düşerek desteğimizi bir koşula bağlamak değil. Eleştirilerimizi açık açık, sakınmadan ortaya koyarak, sokağın taleplerini yükseltmeye devam ediyoruz; sokaktaki hareketlerin talepleri doğrultusunda siyaset yapan bir partinin bu yükselişe ayak uydurmak durumunda olduğuna işaret ediyoruz.

Bir AKP-HDP koalisyonu fikri HDP tabanında da tepkiyle karşılanacaktır. HDP’li aktivistler tam da başkanlık sistemine taş koymak, AKP’nin gerek Batı’daki mücadeleyi gerek Kürt özgürlük hareketini tasfiye çabasını engellemek istiyor ve bunun için seçimlere bu kadar asılıyorlar. Onlar nezdinde, mütevazı 10danSonra kampanyasının sözü bir nebze etkili olabilir. Yıllardır Kürt özgürlük hareketine uzaktan parmak sallayan kimi solcuların sözü ne kadar etkili olur, bilinmez.

Kobane ve Gezi

10danSonra cenahından bakıldığında bu seçimlerde gerçekleşen şey, bir bakıma, Gezi ruhunun ve Kobane ruhunun birbirine değmesi. Şu ana kadarki seçimlerde ne yazık ki büyük ölçüde CHP’ye kanalize edilmiş olan Gezi enerjisinin en azından mütevazı bir kısmı, bu seçimlerde bağımsız bir hat etrafında yeniden canlanmış durumda.

Kobane demişken, Kürt hareketinin kimi lider kadrolarının 6-7 Ekim isyanı sonrası sergilediği tavrı kısaca hatırlamak faydalı olacak.

2013 Newroz’unda Öcalan’ın müzakerelerin hızlanması, hatta Türk ve Kürtler arasında bir tür İslami kardeşliğin geliştirilmesi gereğini dillendirmesinden kısa süre sonra,[6] önce Gezi sonra da Kobane ekseninde aslında mücadelenin hızlandığına tanık olduk. AKP hükümetinin tepkisi ise şiddeti yükseltmek oldu. Kobane isyanında, bazı HDP’li yöneticilerin de çağrılarına rağmen, gençlerin direnişi günlerce sürdü; mahalleler hendek hendek savunuldu. Çünkü direnişin ilham kaynağı olan Rojava, mücadelenin hemen bugün hayatımızı değiştirebileceğini göstermişti pek çok insana.

Tasfiye ve soykırım

Bu durum hareketin liderleri nezdinde de yansıma buldu elbet. Şubat 2015’te Bese Hozat, AKP’nin aslında çözüm süreci adı altında Kürt hareketini tasfiye etmek istediğini apaçık ifade ediyordu:

“AKP’nin Kürt sorununu çözme ve Türkiye’yi demokratikleştirme gibi bir niyeti ve çabası yoktur. AKP adeta Kürt sorununu amacına ulaşmada bir araç olarak kullanıyor ve dolayısıyla İmralı görüşmelerini de araçsallaştırıyor. (…) Siyasi ve kültürel soykırım politikaları AKP’nin Kürt sorununu çözme yöntemi oldu. Kısacası AKP’nin Kürt sorununun çözümünden anladığı şey; Kürde Kürt diyerek Kürdü tasfiye etmektir.”[7]

Bir iki gün sonra Murat Karasu da AKP iktidarını “özel savaş demokrasisi” olarak niteliyordu:

“AKP hükümeti döneminde de inkar, imha ve kültürel soykırım politikasında özü değiştirmeyen, sadece psikolojik savaşı güçlendiren bazı adımlar atılmıştır. (…) Türkiye’de demokrasiyi 20-30 [HDPli] milletvekilinin koltuklarda oturması olarak gören bir özel savaş demokrasisi anlayışı vardır. Nitekim Kürtler biraz örgütlenip siyaset alanında etkili olmaya başlayınca hemen binlerce siyasetçiyi zindana atarak siyasi soykırım yapmaktadırlar. (…) Anayasal ve yasal olarak Kürtlerin varlığının tanınmadığı bir ortamda Kürt Özgürlük Hareketi’nin mücadelesi zayıflatılır ve gerilla gücü tasfiye edilirse Türk devleti çok açık biçimde anayasanın ve yasaların inkar zihniyetine göre hareket edecektir.”[8]

Bu net açıklamalardan sadece bir ay sonra, hem de AKP otoriterizminin iyice sertleştiği şartlarda, 2015 Newroz mesajında bir kez daha çubuk müzakereye büküldü ve “silahlı mücadeleyi sonlandırma” çağrısı geldi. Asıl şaşırtıcı olan, TSK’nın Suriye’de yürüttüğü sınırötesi operasyona “Eşme ruhu” tanımlamasıyla destek verilmesi oldu.

Ezcümle Kürt özgürlük hareketinin içinde farklı eğilimler var ve bunlar HDP’de de yansımasını buluyor. Bağımsız bir seçim kampanyası yürütülürken bu dinamiklerin bilincinde olmak, gerektiğinde eleştirilerimizi de ifade etmek durumundayız. Bizim için öncelik, HDP’ye kayıtsız şartsız destek vermek değil, parçası olduğumuz toplumsal muhalefetin taleplerini dillendirmek olmalı.

“AKP hesap vermek zorunda”

Çok açık ki, mümkün olup olmadığı bir yana, AKP ile kurulacak bir koalisyon HDP’ye ciddi anlamda zarar verir. Çünkü “Gezi barikatlarından tanışıyoruz: Şimdi hep beraber seçim barajını aşacağız”[9] diyen genç HDP’li adaylarla aynı hisleri paylaşıyoruz. Bu enerjiyi, Demirtaş’ın “Seni başkan yaptırmayacağız” şiarından da ilhamla, güçlü bir kampanyaya çevirmek istiyoruz.

Zaten şu sözler de Demirtaş’ın değil mi: “PKK ile devlet arasında gerçekleşecek herhangi bir tahkim edilmiş ateşkes, geri çekilme ve silahsızlanma mevzusu HDP ile AKP arasında siyasi ateşkes anlamına gelmez. AKP yaptığı her yanlışın hesabını vermek zorundadır. (…) Güvenlik paketi büyük bir hatadır. Halka sokakta kan kusturacak inanılmaz bir anti-demokratik yasadır.”[10]

Özetle bir partinin, hareketini “tasfiye” etmeye çalışan, halkına “kan kusturan” bir güçle koalisyon yapamayacağı; bu tür bir koalisyondan ciddi zarar göreceği ortada. Bizim açımızdan Demirtaş, “Asla ve asla AKP ile aramızda kirli bir işbirliği ve pazarlık olmadı, olmayacak” sözleriyle bu konuya zaten son noktayı koymuştu.


 

[1]    http://www.haberturk.com/gundem/haber/1069160-selahattin-demirtas-haberturke-acikladi-pkk-ile-organik-bagimiz-yok

[2]    http://diclenews.com/tr/news/content/view/454267?from=675588005 http://www.etha.com.tr/Haber/2015/04/25/politika/yuksekdag-biz-halklarimizla-koalisyon-yaptik/

[3]    http://www.ozgur-gundem.com/index.php?haberID=132276&haberBaslik=Evet,%20HDP%20halklar%C4%B1n%20projesidir&action=haber_detay&module=nuce

[4]    http://www.yeniozgurpolitika.org/index.php?rupel=nivis&id=8020

[5]    http://www.ozgur-gundem.com/index.php?haberID=127503&haberBaslik=M%C3%BCzakere,%20HDP&action=haber_detay&module=nuce&authorName=Nazan%20%C3%9CST%C3%9CNDA%C4%9E&authorID=843

[6]    “Türk halkı bilmeli ki Kürtlerle bin yıla yakın İslam bayrağı altındaki ortak yaşamları kardeşlik ve dayanışma hukukuna dayanmaktadır.”

[7]             http://tr.hawarnews.com/bese-hozat-sen-ne-yaptin-da-pkk-silah-birakacak/

[8]    http://www.yeniozgurpolitika.org/index.php?rupel=nivis&id=7613

[9]    http://etha.com.tr/Haber/2015/04/25/politika/hdpnin-genc-adaylari-gezi-ruhuyla-baraji-asacagiz/

[10]  http://www.ozgur-gundem.com/index.php?haberID=128094&haberBaslik=Demirta%C5%9F:%20HDP%20ile%20AKP%20aras%C4%B1nda%20ate%C5%9Fkes%20olmaz&categoryName=Politika&categoryID=4&action=haber_detay&module=nuce