Yunanistan’ın dayanışma hareketi: “tamamen yeni bir model – ve işe yarıyor” – Jon Henley

FacebookTwitterGoogle+

Guardian’dan Jon Henley’nin kaleme aldığı yazıyı, Dünyadan Çeviri blogunun çevirisiyle yayınlıyoruz.

Kemer sıkma politikalarının bıraktığı açıkları doldurmak üzere, birbiri ardına, yurttaşlar tarafından çalıştırılan sağlık klinikleri, gıda merkezleri, mutfaklar ve hukuki yardım merkezleri açıldı. Ve bunlar, Syriza iktidarında daha da büyük bir rol oynayacak gibi görünüyorlar.

Greece Debt in Doubt?

Atina aşevi Çorba mutfağı gönüllüleri Atina’da servis yapmakta. Lefteris Pitarakis/AP

“Uzun bir zaman önce öğrenciydim” diyor Olga Kesidou, Peristeri Dayanışma Kliniğinin bekleme odasının tekli külüstür koltuğuna çökmüş, “Kendimi dayanışırken düşünürdüm. Bilirsiniz, Afrika’da bir yerde, yoksul bir ülkede hasta insanları tedavi ederken. Bunu Atina’nın kenar mahallelerinde yapacağımı hayal bile etmemiştim.”

Yunanistan’da çok az kişi, beş yıl öncesinde bile, gerilemenin ve kemer sıkmanın harap ettiği ülkelerinin bugünkü duruma geleceğini hayal etmiyordu: 1,3 milyon kişi, işgücünün yüzde 26’sı, işsiz (ve birçoğu sosyal yardım kapsamında değil); ücretler 2009’da yüzde 38 düştü, emekli maaşları yüzde 45, GSMH ise dörtte bir oranında; ülke nüfusunun yüzde 18’i gıda ihtiyaçlarını karşılayamıyor; yüzde 32’si yoksulluk sınırı altında.

Ve neredeyse 3,1 milyon kişinin, yani nüfusun yüzde 33’ünün, sağlık sigortası yok.
Dolayısıyla, pratisyen hekim de dahil bir düzine sağlık görevlisi, üç beş eczacı, bir pediatr, bir psikolog, bir ortopedi cerrahı, bir jinekolog, bir kardiyolog ve bir ya da iki diş hekimi ile birlikte bir kulak, burun, boğaz uzmanı olan Kesidou, haftada bir günü, Atina merkezine yarım saat araç mesafesindeki bu meşgul ama neşeli klinikte, aksi halde doktora gidemeyecek olan hastaları tedavi ederek geçiriyorlar. Grubun diğer üyeleri, sigortasız hastaları kendi özel muayenehanelerine kabul ediyorlar.

Yunanistan seçimleri: genç, beş parasız ve değişim için oy veriyor

“Bir köşede durup bunca insanın, bütün olarak ailelerin kamu sağlığından dışlanmasını izleyemezdik,” diyor Kesidou. “Yunanistan’da artık bir yıldan beri işsizseniz sosyal sigortanızı kaybediyorsunuz. Bu, temel hak olması gereken sağlığa erişemeyen çok fazla sayıda insan olması anlamına geliyor. Harekete geçmeseydik aynada kendi yüzümüze bakamazdık. Bu dayanışmak demek.”

Peristeri, Yunanistan’da 2011’deki kitlesel kemer sıkma protestolarının bitiminden bu yana açılan 40 sağlık merkezinden biri. Bağış yapılan ilaçları – devletin sağlık tazminatları yarıya indirildi ve bu yüzden sigortası olan hastalar bile artık ilaçları için yüzde 70 daha fazla ödemek zorunda – ve tıbbi ekipmanları kullanarak (Peristeri’nin ultrason tarayıcısı bir Alman yardım grubundan geliyor, çocuk aşıları Fransa’dan), yalnızca Büyük Atina bölgesindeki 16 klinik bir ayda 30.000’den fazla hastayı tedavi ediyor.

Klinikler, Yunanistan’ın neredeyse çökmüş durumdaki sosyal devletine yanıt olarak ortaya çıkan ve son üç yıl içinde iki kattan daha fazla artış gösteren, yurttaşlar tarafından çalıştırılan 400’ün üzerindeki gruptan (gıda dayanışması merkezleri, sosyal mutfaklar, kooperatifler, taze gıdalar için “aracısız” dağıtım ağları, hukuki yardım merkezleri, eğitim sınıfları) oluşan daha geniş ve alenen siyasi bir hareketin parçası.

“Çünkü sonuçta, biliyorsunuz” diyor Christos Giovanopoulos, harekete lojistik ve idari destek sağlayan Herkes için Dayanışma’nın yedinci kattaki afişlerle dolu, döküntü haldeki Atina ofislerinde, “politika tek tek insanların öyküleri haline gelir. Bu ailenin yetecek yiyeceği var mı? Bu çocuk okul için ihtiyaç duyduğu doğru kitaba sahip mi? Bu çift evden atılmak üzere mi?”

Dardaki insanlara yardım etmenin yanı sıra, Giovanopoulos’un söylediklerine göre, Yunanistan’ın dayanışma hareketi “politikanın ne olması gerektiğine dair neredeyse başka bir algıyı – tabandan yükselen, gerçek insanların ihtiyaçlarından başlayan – teşvik ediyor. Boş, yukarıdan aşağıya, temsili politikanın pratik (uygulamalı) bir eleştirisi. Aslında tamamen yeni bir model. Ve işe yarıyor.”

Kamuoyu yoklamalarının önümüzdeki haftadan itibaren Syriza öncülüğünde bir hükümete işaret ettiği Yunanistan’ın geleceğinde de daha resmi bir rol oynama yolunda gibi görünüyor. 2012’de ilk seçildiklerinde radikal sol partinin 72 milletvekili maaşlarının yüzde 20’sini Herkes için Dayanışma’yı finanse etmeye yardımcı olacak dayanışma fonuna vermek yönünde oy kullandılar. (Çoğu daha fazla da yardım etti; birçoğu ücretsiz telefon haklarını yerel bir projeye yapılacak aramalara aktardılar.) Parti hareketin yaratmak istediği sosyal değişim için örnek teşkil edebileceğini ve bir platform oluşturabileceğini söylüyor.

Syriza supporters in Athens

Syriza destekçileri Atina’da seçim öncesi mitingde. Yannis Kolesidis/EPA

Başarılı bir mimarken kullandığı sarı ahşaptan şık bölmesiz ofisinde Syriza merkez komitesinin üyesi Theano Fotiou, bir düzine kadar aşırı coşkulu genç gönüllünün yardımıyla, kampanyanın son günü için bildiri paketliyor. Başkentin ikinci seçim bölgesinde yeniden seçilmeyi amaçlıyor. “Bu krizden çıkışın tek gerçek yolu, insanların bunu kendileri için yapması,” diyor. “İnsanlar katılım göstermezse, ülke olarak kaybedeceğiz. Bu pratik bir şey, teorik değil. Yeni bir toplumsal ideoloji, yeni bir paradigma. Eski pasif, bağımlı, tüketici, bireyci modelin zıddı. Ve sahip olduğumuz dayanışma projeleri de bunun kuluçkası.”

Fotiou, Syriza’nın hükümet programının ilk aşamasının büyük kısmının (hiçbir ailenin su veya elektriksiz kalmaması (2013’te dokuz ay içinde 240.000 hanede ödenmeyen faturalar yüzünden kesinti yapıldı); kimsenin evsiz bırakılmaması; asgari emekli maaşının yükseltilmesi ve Yunanistan’da artık yüzde 40’a dayanmış olan çocuk yoksulluğunu ortadan kaldırmak için acil adımlar atılması) büyük oranda partinin dayanışma hareketine katılımından öğrendiklerinden ilham aldığını söylüyor.

“İnsanların bulduğu yeniliklerden o kadar çok şey kazandık ki,” diyor. “Yoksulluk konusunda gerçekten de uzmanlık kazandık. İnsanların gerçek ihtiyaçları, makul fiyatlı gıda dağıtımı, ilaç gibi şeylerin nasıl israf edilmeyeceği gibi konularda daha fazla bilgiye sahibiz. İnsani bir krizin ve ekonomik çöküşün ortasındaki bir ülkede nasıl çalışılacağına dair devasa bir bilgi birikimi elde ettik. Yunanistan yoksul; bu, kritik bir bilgi.”

Harekete katılanların ilk içgüdüsü sadece yardım etmekti, birçoğu ayrıca bunun Yunanistan’ın krizini politikleştirmeye de yaradığına inanıyordu. Atina’nın batısındaki Egalio’da bir temizlikçi olan Flora Toutountzi, bir paketleyici olan Antonis Mavronikolas ve ilkokul öğretmeni olan Theofilos Moustakas, süpermarketlerin dışındaki dükkanlardan gıda bağışı toplayan ve ayda iki kez 50 yerel aileye temel ihtiyaç malzemesi paketleri (pirinç, şeker, uzun ömürlü süt, kuru gıda) dağıtan bir grubun üyeleri.

“Bir ailede altı kişi büyükannenin 400 avroluk emekli maaşı ile geçinmeye çalışıyor,” diyor Mavronikolas. “Bir başkasında, iki aydan fazla suları kesik yaşamışlar. Onlara yardım ettik, evet, ama şimdi kendileri de kampanyamıza katılıyor ve başkalarına yardım ediyorlar. İnsanlar bu krizde aktifleşti. Artık daha az yalıtılmış durumdalar.”

Atina merkezde Exarchia’da, artık büyük oranda işsiz olan bir mimar olan (“Şu anda mimarlar için pek iş yok,” diyor) Tonia Katerini, bir yıl önce açılan ve şu anda undan portakala, zeytinyağından ekmeğe, makarnadan kurutulmuş sebzeye kadar 300 ürün satan bir sosyal market kooperatifini çalıştıran 15 kişiden biri. İşleri hızla büyümüş ve kolektifin üyeleri artık kendilerine 3 avroluk saatlik ödeme ayırabiliyor.

Closed-supermarket-in-Ath-012

Bir adam Atina’da kapalı marketin önünden geçiyor: Michael Kappeler/dpa/Corbis

Atina’ya yayılmış 30 taneden ve Yunanistan’daki yüzlercesinden biri olan ve çiftçilerin ürünlerini süpermarketlerden alacaklarından yüzde 25 daha yükseğe sattıkları ve tüketicilerin yüzde 25 daha aza aldıkları yerel “aracısız” market, yalnızca ayda bir kuruluyor ve grup, benzer şekilde yüksek kalitede gıda ürünlerini doğrudan küçük üreticiden makul fiyata sunan küçük bir mahalle bakkalı açmak istiyor.

Mağazanın sattığı ürünlerin yüzde 90’ı “aracısız” diyor Katerini ve yüzde 60 kadarı süpermarkettekinden belirgin şekilde daha ucuz. Birçokları diğer dayanışma projelerinden – örneğin mağazanın sabunu Galatsi’deki 10 işsiz insanın oluşturduğu bir kolektif tarafından yapılmış – geliyor.

“Tüm bu projelerin, yalnızca muhtaç insanlara yardım etmekle kalmaması, aynı zamanda neredeyse yeni tür bir toplumun başlangıcını da temsil etmesi, benim için çok önemli,” diyor Katerini. “Hiyerarşi olmadan doğrudan demokrasi şeklinde işliyorlar. İnsanların kendi hayatlarının sorumluluğunu üstlenmesi, yeteneklerini devreye sokması, tekrar üretken hale gelmesi ile ilgili bu.”

Katerina Knitou son birkaç yılı insanların evlerini kaybetmesini engellemeye çalışarak geçirmiş. Epey tepki toplayan “acil ev vergisi” ile mücadele etmek için bir araya gelen bir avukatlar grubunun üyesi olarak dikkatini (bankalara ya morgıç veya diğer borç geri ödemeleri olan 320.000 aileden ya da son vergilerini ödeyememiş 2,45 milyon Yunan’dan biri oldukları için) evinden olma veya zorla tahliye edilme korkusu ile yaşayan her üç Yunan hanesinden birine yöneltmiş.

Bir Syriza üyesi olan Knitou, bu harekete katılan neredeyse herkes kişi gibi, ipotekli evin haczi veya zorla tahliyesinden nasıl kurtulunacağı konusunda ücretsiz hukuki danışmanlık veriyor. Geçtiğimiz yılın ilk yarısında 700 ev ya bankalar tarafından ya da Yunan devlet tarafından ödenmeyen vergi veya sosyal güvenlik faturası yüzünden haczedilmiş. (Meslektaşları ile birlikte Knitou da sık sık daha doğrudan eylemlerde yer alıyor; haczedilen evlerin satış sunulduğu müzayedeleri engellemeye çalışıyor.)

“Tüm bunlar,” diyor, “birçok insanı yalnızca neyle yüz yüze oldukları konusunda değil, aynı zamanda ne yapabilecekleri ve yapmaları gerektiği konusunda da bilinçli hale getirdi. Pazar gününden sonra beklentiler yüksek olacak ancak Syriza hükümetinin neler yapabileceğinin elbette sınırları var. Bir şeyleri değiştirmek bizim, hepimizin elinde. Ve açık konuşayım mı? Sanki iyi bir başlangıç yaptık gibi.”