Zulmünüz arttıkça zevaliniz tez olacak!

FacebookTwitterGoogle+

polis2

Zulmün sistematikleştirilmesine, yasallaştırılmasına tanık olduğumuz zamanlardayız. Devlet bize ayağını denk al, yoksa sonun kötü olur diyor. Sürekli ve her taraftan saldırı altındayız, dolayısıyla mücadelelerimiz de çeşitli ve çok. Bizi tehdit eden devlet imgesi uyandığımız her günün kaçınılmaz bir parçası. Sabah kalkıyoruz, yüzümüzü yıkıyoruz, bize “bunlar”, “çapulcular”, “teröristler”, “vandallar” diye hitap eden egemenleri duyuyoruz. Başlıyorlar vücudumuza, dinimize, eğitimimize, işimize, hayatımıza burunlarını sokmaya. Nasıl doğuracağımızı, nasıl okuyacağımızı, nasıl yaşayacağımızı da öğreniyoruz her gün kendilerinden. Kabul etmiyoruz, sokağa çıkıyoruz derdimizi anlatmaya, beraber tek ses olmaya ama sokak da yasak. Gözaltına alınıyoruz, saatlerce sistematik işkenceye tabi tutuluyoruz, dövülüyoruz. Biber gazıyla öksüre öksüre, boyalı suyla ıslak kaçıyoruz. Öldürülüyoruz Cizre’de, Hatay’da Okmeydanı’nda… Bizi öldürenlerin peşine düşüyoruz sokaklarda, saray menşeili egemenlerin adalet “saraylarında” ve yılan hikayesi tekrar başlıyor. Neyse ki biliyoruz ve vazgeçmiyoruz; yeni bir hayatı kurmak, kendimizi özgürleştirmek için sokaklarda olmaya devam edeceğiz. Sokakları, meydanları özgürleştireceğiz!

Egemenlerin bu hikâyedeki en büyük korkusu bizim korkmamamız. Biliyorlar ki, korkmadığımızda, beraberce yeni bir umudu, yeni bir hayatı var edebiliyoruz. Gezi’de gördükleri, Rojava’da, Kobane’de yaşadıkları, Avrupa’da izledikleri, Tekel direnişi hâlâ akıllarında. Kendi güvensizliklerini, korkularını bize aktarmaya çalışıyorlar ve adına da “İç Güvenlik Yasası” diyorlar. Bu yasa korkularından inşa etmeye çalıştıkları polis devletinin kuruluş metni adeta. Tez zeval olacak yeni zulüm biçimi önümüze sürülüyor, eskisi yetersizmişçesine.

Günümüzde geçerli olan, Polis Vazife ve Selahiyet Kanunu’nda (PVSK) 2007’de yapılan değişiklikten sonra günümüze kadar 183 kişinin polis tarafından öldürüldüğünü hatırlatmakta yarar var. Bu rakama dolaylı ölümler dahil değil, “Biber Gazı Yasaklansın Raporu”na göre, biber gazı 2014 yılında en az 453 kişinin yaralanmasına, 8 kişinin ise yaşamını yitirmesine neden olmuş, yılın 365 günün 224 gününde biber gazı kullanmış. Raporda, Ekim ayında 24 ilde 24 gün boyunca biber gazı müdahalesi yaşandığı, Kobanê eylemleri nedeniyle en fazla biber gazı saldırısının bu ayda yaşandığı da belirtiliyor. En çok gazı 6-7 Ekim Kobane eylemlerinde kullanan ve birçok ölüme neden olan polisin yetkisinin arttırılmasında Kobane Eylemleri’ndeki ölümlerin gerekçe gösterilmesi daha yasanın maddelerini incelemeye başlamadan derdinin ne olduğunu anlatıyor bize aslında.

Bu yasa tasarısı mantık sınırlarını aşan, kabul edilemez bir maddeler bütünü. Ancak, meydanları, sokakları, grevleri halkına yasaklayan bir iktidarın gerçekleştirebileceği bir icraat. Maddelerden anlamamız gereken, gazdan kaçarken ağzımızı kapatmamamız gerektiği mi, yoksa polisin artık savcı, valinin hakim, evlerimizin de yeni karakollar olacağı mı? Yasa tasarısındaki üniforma tanımı neye tekabül etmekte? Ya da Ethem’i öldürüp sadece 7 yıl ceza alan polisin zaten silah kullanma yetkisi yok muydu? Silah kullanma yetkisi olsa avukatları gibi milletvekilliği adaylığı ile mi ödüllendirilecekti?

Anayasa’nın 34. Maddesini ne yapacağız bu durumda, hani “Herkes, önceden izin almadan, silahsız ve saldırısız toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkına sahiptir,” diyen maddeyi?

Kafamızda dönen sorularla, egemenlere buradan tekrar seslenelim. Bu yasa tasarısından bizim asıl anladığımız siz bizden gerçekten korkmuşsunuz. Korkmakta da haklısınız. Çünkü biz bitmek tükenmek bilmeyen rantınız için yok ettiğiniz her yaşam alanı, fabrikalarda, inşaatlarda ölümüne neden olduğunuz her işçi, gözaltında kaybettiğiniz her kadın, sokaklarda öldürdüğünüz her çocuk, kesmeye çalıştığınız her sesiz. Daima karşınızdayız ve biliyoruz ki, zulmünüz arttıkça zevaliniz tez olacak.

Yasalarınızla ile bizi kendi korku dünyanıza hapsedemeyeceksiniz!

Vardık, varız, varolacağız!

image009-2 image007-2 image005 image004 image003 image002 image001 image007 image008 image009 image010 image011 image012